lütfen bana bunlardan bahsetme, rica ediyorum.
hatırlamadığım bir hikayede, mutlu bir hayatın hüküm sürdüğü bir kasabadan bahsediliyordu, bu mutluluğun devamı için bir çocuğun kasaba halkının dönem dönem ziyaret ettiği bir zindanda yaşayarak acı çekmesi gerekiyordu. yazar inceden şöyle sorguluyordu; başkasının sizin yerinize tüm acıları çekmesini ve bunu bildiğiniz halde değiştirmek için birşey yapmayışınızı kabul eder misiniz?
hiçbir zaman hiçbir ölümü alkışlamadım. izledikten sonra, önümdeki etleri yerken aklıma hep, son mohikan filmindeki/kitabındaki, geyiği öldüren avcının geyikle konuşma sahnesi geldi.
öldüreceksen, nasıl öldürdüğünün benim için önemlidir ve ben kimseyi elektrikli sandelyede öldürmek istemem, ama gerçekleşek bu etkinlikten önce; kimi neden öldüreceğinle daha çok ilgiliyimdir.

3 Comments:
hmmm... bu gri mavilik açmış seni... yeni bir yazının varlığı da öyle.
şöyle bir hüzün yaşıyorum arasıra: bir bakkala giriyorsunuz ve ışıkları açık, amca toplanıyor, ekmek dolabında sadece bir tane kalmış, bayat, gazeteleri bantlamış. ilgisiz bakıyor, sadece kapıda dikildiğinizden, sigara isteyince kapattık diyor. her iki taraf için rahatsız edici bir tedirginlik, durağan, ağır bir hava gidip geliyor. sonunda bakkal amca, kafasını yan eğip, bir daha olmasın el hareketi ve ayak sürümesiyle sigarayı uzatıyor, umarım bozuk para uzatmışımdır.
tüm kadim inançlarda, avını yakaladıktan sonra özür dileme vardır, bunu 21.yy’da da yapmaya çalışanlar var etrafımızda hala, ne hoş. şu dünyada çocukluk sanrıları sırasında, stephen king’den daha çok korkutan beni, deniz gezmiş’in avukatının anıları olmuştu, öyle bir anlatıyordu ki, haftalarca uyuyamadım, abarttım tabii, uyudum da tırstım ama. her zaman bir hamdi abi bulamıyoruz yanımızda, otururken, elektrikli sandalyede ya da dolmuş koltuğunda. (ki şehri istanbul’da ikisinin fark yok malumunuz.)
şimdi şöyle bir baktım da, pek didaktik olmuş, boşverelim. (eskiden komşular aşure getirirdi, tabağı boş vermek ayıptı.)
hala ayıp olm.
köyde bir necmi abimiz var pek iyidir hamdi abiden iyi olmasın. sevdiği bir köpeği var ama hayvan artık bunamış mı ne olmuşsa gelene geçene saldırıyor.
alıyor bunu abimiz bahçeye, bağlıyor ağaca bir saat oturup anlatıyor neden onu öldürmesi gerektiğini. hayvan anlıyor mu bilmiyorum ama.
neyse vurdu köpeği, canı da çok yandı eminim. neyse bunun kadim din - inançla alakası yok yaşama saygı bence.
Post a Comment
<< Home