16:30 sularında ulaşım aracımızı park yerindeki uzak bir diyara bırakıp içeri giriş kuyruğunun en arkasına geçtik. daha kuyruğun sonuna giderken yorulduğumuzdan bir süre bekleyeceğimiz belli oluyordu, lakin bu süre tam 2 saat 10 dakika olunca, insan yolda tüm geleceğini planlayabiliyor. ceza ve the tears izlenilemedi.
19:20 - 20:10 SKIN
içeri girince, gelmişken kuyruğa da alışmışken bir de kart kuyruğuna iştirak edelim dedik. en kısa kuyruğu bulmak için merayı dolaşırken çığlıkların geldiği çekicin yanında kuyruğa girdik. Çekiçte çıkan ilk grubun performansı iyi sayılırdı, ikinci grup hiç bağırmadı yani vasattı, üçüncü ve dördüncü gruplar ise muhteşemdi, neredeyse tüm merayı inlettiler ve takdirimizi kazandılar. harcanabilecek tahmini bir meblağı belleyerek kartımızı aldık. daha hava kararmamıştı ve skin de görünmüyordu. önceden kafamızda yer eden jack standına ulaşmak için bir yandan biriken topluluğu yarıyor bir yandan da "skin, skin beni" diye bağırıyorduk. sonunda jack&coke standına yanaştık ve şirin bir orkestra eşliğinde açılış içkilerimizden yudumlamaya başladık. biranın 4,5 olduğu yerde jack için 13 ytl makul sayılabilir lakin limitli doldurabildiğin kartlar için insafsız bir tutar, belirteyim.
skin çıktı, tuhaf tuhaf zıpladı, dik ve vahşi baktı, iyi bir perfomans sergiledi. beğenildi.
20:40 - 22:10 KORN
skin'den sonra artık bira ve tıkınma zamanı diyerek ana sahnenin önünden ayrıldık. gerekli tedarik sağlanılınca cure'a dinamik başlamak için bir köşeye sindik. arkadaşlarla karşılaştık, eğlendik. belirtmeliyim ki daha önce pek dinlemediğim the korn'un sahne performansı ve sahnedeki sıcaklığı çok iyiydi, bir ara metallica sound'u, bir ara çocuk şarkısı sound'u, gaydalı şarkı başlangıcı, biraz daha the korn dinlemeliyim diye dürttü. en son pena ve sopa ile kalabalığı yemlediler.
22:40 - 01:00 THE CURE
muhteşemdi. babalar gibi çıktılar çaldılar, bir bis, bir bis daha yaptılar.
biraz erken ayrıldık, hala aklım orada. yine giderim.
"A thousand voices whisper it true It tells me how it feels to be new And every voice belongs Every voice belongs to you"
sahneden ilk sunum sonunda ayrılırlarken robert abim tökezledi, az kalsın düşüyordu. çok korktum, yüreğim ağzıma geldi, bir daha böyle şeyler göstermesin kimse bana.
tabii tabii allah muhafaza! düşmesin sakın kimsecikler. kıskandık anacım evet ne var. iyi bağımışın tebrikler, bi daha sefere benim yerime de bağır. evet yap bunu. :)
3 Comments:
oluyo mu bööle ama kıskandırır gibi, yazma yazma soora pat diye bunu yaz. kınandı.
kıskanın anacım...
ilk elden 3 eylül konser anlatısı:
16:40-17:30CEZA18:00-18:50THETEARS
16:30 sularında ulaşım aracımızı park yerindeki uzak bir diyara bırakıp içeri giriş kuyruğunun en arkasına geçtik. daha kuyruğun sonuna giderken yorulduğumuzdan bir süre bekleyeceğimiz belli oluyordu, lakin bu süre tam 2 saat 10 dakika olunca, insan yolda tüm geleceğini planlayabiliyor. ceza ve the tears izlenilemedi.
19:20 - 20:10 SKIN
içeri girince, gelmişken kuyruğa da alışmışken bir de kart kuyruğuna iştirak edelim dedik. en kısa kuyruğu bulmak için merayı dolaşırken çığlıkların geldiği çekicin yanında kuyruğa girdik. Çekiçte çıkan ilk grubun performansı iyi sayılırdı, ikinci grup hiç bağırmadı yani vasattı, üçüncü ve dördüncü gruplar ise muhteşemdi, neredeyse tüm merayı inlettiler ve takdirimizi kazandılar.
harcanabilecek tahmini bir meblağı belleyerek kartımızı aldık. daha hava kararmamıştı ve skin de görünmüyordu. önceden kafamızda yer eden jack standına ulaşmak için bir yandan biriken topluluğu yarıyor bir yandan da "skin, skin beni" diye bağırıyorduk. sonunda jack&coke standına yanaştık ve şirin bir orkestra eşliğinde açılış içkilerimizden yudumlamaya başladık. biranın 4,5 olduğu yerde jack için 13 ytl makul sayılabilir lakin limitli doldurabildiğin kartlar için insafsız bir tutar, belirteyim.
skin çıktı, tuhaf tuhaf zıpladı, dik ve vahşi baktı, iyi bir perfomans sergiledi. beğenildi.
20:40 - 22:10 KORN
skin'den sonra artık bira ve tıkınma zamanı diyerek ana sahnenin önünden ayrıldık. gerekli tedarik sağlanılınca cure'a dinamik başlamak için bir köşeye sindik. arkadaşlarla karşılaştık, eğlendik. belirtmeliyim ki daha önce pek dinlemediğim the korn'un sahne performansı ve sahnedeki sıcaklığı çok iyiydi, bir ara metallica sound'u, bir ara çocuk şarkısı sound'u, gaydalı şarkı başlangıcı, biraz daha the korn dinlemeliyim diye dürttü. en son pena ve sopa ile kalabalığı yemlediler.
22:40 - 01:00 THE CURE
muhteşemdi. babalar gibi çıktılar çaldılar, bir bis, bir bis daha yaptılar.
biraz erken ayrıldık, hala aklım orada. yine giderim.
"A thousand voices whisper it true
It tells me how it feels to be new
And every voice belongs
Every voice belongs to you"
sahneden ilk sunum sonunda ayrılırlarken robert abim tökezledi, az kalsın düşüyordu. çok korktum, yüreğim ağzıma geldi, bir daha böyle şeyler göstermesin kimse bana.
tabii tabii allah muhafaza! düşmesin sakın kimsecikler.
kıskandık anacım evet ne var. iyi bağımışın tebrikler, bi daha sefere benim yerime de bağır. evet yap bunu.
:)
Post a Comment
<< Home