shania twain kral tv'de.
iki birayla geçiştirmeye çalıştığım bir nevizade akşamından ayrılarak, sıraselviler üst sokaklarında beleşe park ettiğim -ışınlama cihazı bulunana kadar idareten emrime verilen- aracıma doğru yöneldim. amacım boğazkesen kısa yolunu kullanarak emek sinemasının önünden caddeye kavuşmak, bir bira da yol üzerindeki batı müziği barlarından birinde içmekti(33'lük).
- hatırlar mısın, bab vardı sinepop'un yanında hani, grup grup rahat koltukları olan yüksek tavanlı boş fast food'çu. giderdik manitalarımızla böyle pipetleri para kasalarının önündeki basmalı kutulardan kendimiz alırdık.
- evet yahu, ne olmuş ona?
- bowling salonu.
- iyi fikir, lakin ben hep orayı buz pateni pisti olarak işletmeyi hayal etmiştim.
- o daha iyi bir fikirmiş, şöyle doyasıya düşüp çanağımızı kırabileceğimiz yer yok yakınlarda. pipet falan dedim de bir de wendy's vardı, boş hamburger verip bir servis masasından kendi zevkine göre içine ketçap, mayonez, turşu falan koymanı sağlayan.
- hah ha, iflas etmiştir o.
rotamda yürürken eskiden pet şişede muz likörlü süt aldığımız köşe dükkanın yerinde açılmış mekanın kokularını duyarak karnımın acıktığını fark ettim. refleksel kararla içeriye daldım. ilk açlığımı bastırdıktan sonra, duvara monte edilen 37'lik televizyondaki kral tv'yi fark ettim. biraz sonra logosunun altında shania'm belirdi, hem de iki klibinin birleştirilmiş haliyle.
yuh be yönetmencim bu kadar mı çalınır sahneler, kadınım duruşu, hareketleri bu kadar mı taklit ettirilir. bir klibindeki leopar desenli takımıyla, başka bir klibindeki siyah elbise kombinasyonu...
sayın
bu ahkamla izlenmesi tavsiye edilen film:
